O’NUN VEDASI

O’NUN VEDASI

Seni benden ayırdılar ya!
Tebessümleri söküp aldılar dudaklarımdan,
Beni senden ayırdılar ya!
Şairini gömdüler karanlık sulara.
Bize kıydılar ya!
Tüm sevenlerin ahını aldılar, onlar ki artık yüzleri doğrulmayacak olanlar…
Anlatmaya zorlanıp yaşamayı tercih ettiğin adamı iki kelime özetliyor şimdi; Yıkkın. Ağlamaklı… Güçlü ol deyip beni iyice sarsıyorsun. Bense hayatımın en zor rolünü oynuyorum Kahpe Hayat Sahnesinde. Yine güçlü, yine ciddi, herkese her şeye aynı tepkiyi veren katı adamı. Ve gözlerin doluyor hissediyorsun ardından kopacak fırtınaları, ilk kez biliyorsun yapacaklarımın listesini ve not almıyorsun: Bağırıp çağıracağımı, edeceğim sözleri, ağzımı bozacağımı, harcaya-cağım insanları biliyorsun gene de kırılacağımı, aslında hiç değişmeyen çocuk kalan yanlarımı.[ads]
İlk ve son kez vuruyorsun beni istemeden. Biliyorum en çok bu yüzden kahroluyorsun… Baş başa bırakacaksın az sonra beni. Özlemine ısınıyorum daha gitmeden. Karşımda boş bir masa, boş sandalye, bilgisayarın kapalı… Sorularınla bunaltmıyorsun beni, kendime kızmama bir kez daha mani olmuyorsun… Bilgisayarım kilitlendi deyip davetkâr bakmıyor-sun, sulamıyorsun şen sesinle çiçekleri. Geri geliyorsun çok geçmeden. Gözlerini silmişsin makyajın akmış. Bilmemi istememişsin ağladı-ğını. Anıları toplamışsın bir çırpıda. Gidiyoruz şimdi seni yeni merhabalara uğurlamaya. Bir elimde vazon diğer elimde defterin içinde notların. biz bir kez daha notunu verdik notunu bizi ayıran, yalan dolan yüzünden kendini özgür bırakamayan paranoyak zanlılarının.Gözümün önüne ilk tanışmamız geldi şimdi. Ben şiirlerinizin hayranıyım demiştin. Bense yalnızlı-ğımdan mı yoksa senin çok güzel olmandan mı kaynaklandı bilmiyorum. Hepiniz şiirlerime hayransınız birinizde bana hayran olsanız demiştim sitemkâr bir üslupla… Bana hayranlığını ifade etmiştin bir müddet sonra, yıllar sonra bende ilk kez kendime güvenimi kazanmıştım… O derinden bakışmalarımız doldurmuştu koridorları birkaç ayda. Beni çaya davet etmiştin. Öyle ya utangaç adamın tekiydim. Bana kalsa… Neyse, zaten birkaç ay baş başa sohbet etmedik bundan sonra. Yaşımı sormuştun ikinci sohbeti-mizde kardeşinden bile küçük olduğumu öğrendiğinde yaşadığın hayal kırıklığı benimse o hayal kırıklığından duyduğum haz…
Yaşın ne önemi vardı ki… Senden çok büyük kadınlar da sevdi beni ama ben hiçbirinde göremedim seni…Ani çıkışların ve esmelerin zamansız. Korku değildi sadece yalnızlığı gözbebeklerinden tanıyan bir adamın kaygısıydı bu, sana bir türlü anlatamadığım.
Geldik işte gideceğin yere. Zamana yazık ayrılığı söylüyor, sana yazık bana yazık… Sövüyorum Semih adi, adi… Nur’um aldılar önce benden sonra senden seni, En güçlü en akıllı sandığım ben tutup yaralı ellerimle çekemiyorum geri… Hayır vardır her şeyde deyip kandırmaya çalışıyorsun ikimizi…
Hayırlı olsun deyip, yanı başına bırakıyorum çiçeğini. Dönüyorum bilmem kaçıncı kez kendime geri…
SEMİH TANRIVER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir