Bir dava adamı olmuştum bilmeyerek.

On iki yaş çağlarındayım
Ve henüz hayatın baharındayım.
Sağımı solumu bilmezken,
Yatılı okulda, sağın solun ortasındayım.
Omuzlarıma yüklenen yükün farkındayım.
Çokta umursamıyorum, henüz yolun başındayım.
Kutlu sevda denilen çetin ve dönemeçli bir yol.
Vatan yükleniyor hücrelerime, beynime,
Vatan kazınıyor sivri uçlu bıçakla yüreğime…
Her vatan dediğimde gözlerim yaşarıyor,
Fırtınalar kopuyor beynimde, ellerim titriyor,
Boğazıma düğümler atılıyor, yüreğim çırpınıyor.
İstiklal marşı her okunduğunda coşuyorum.
Beş yüz kişinin sesini bastırırcasına haykırıyorum.
Gözlerim yaşararak göndere çekilen bayrağa dikiliyor
Ve gönderin tepesindeki bayrak gibi yüreğim çırpınıyor.
Büyük bir davaya girmiştim göğsümü gererek
Ve ben bir dava adamı olmuştum bilmeyerek.

On beş yaş çağlarındayım
Ve henüz hayatın baharındayım.
Bir Pazar günü okul bahçesinin en uzağındayım.
Omuzlarıma yüklenen yükün izdivacındayım.
Beyaz giymeyi çok severdim,
Beyaz bir pantolon, bir beyaz gömlek,
Benim için yapılan planları biliyorum.
Yanıma yaklaşan kalabalığı görüyorum.
Adına vatan dediğim davanın ilk kavgasına giriyorum.
Üzerimdeki pantolon beyaz, gömlek beyaz,
Kırılan burnumdan akan kanın damladığı lavabo beyaz.
Yüreğimi çırpan bayrak al, yıldız beyaz, hilal beyaz.
Kırmızının beyaza, beyazın kırmızıya
Ne kadar yakıştığını aynada bir kez daha görüyorum.
Bir kez daha yürekleniyor, bir kez daha âşık oluyorum.
Geçmiyorum davamdan sevdama sevda katıyorum.
Yürüyorum sevdam yolunda canımdan olacağımı bilerek
Ve ben bir dava adamı olmuştum bilmeyerek.

On yedi yaş çağlarındayım
Ve henüz hayatın baharındayım.
Lise yılları, yine aynanın karşısındayım.
Saçıma düşen ilk akın farkındayım.
Adına vatan sevdası dediğim sevdanın,
Kırılan burnumdan sonra ikinci madalyası…
Hiç mi hiç takmıyorum, aksine gurur duyuyorum.
En azından kimsesizken ölümü hatırlıyorum.
Hatırlatılan gerçek sona hazır kalıyorum.
Katlayarak çoğaltıyorum, sığdıramıyorum sevdamı yüreğime,
İnce ince, nakış nakış, işliyorum her bir zerreme.
Tarihimi tanıyorum o yıllar atamı tanıyorum,
Âşık oluyorum bir kez daha şanlı milletime.
Yürüdüğüm yolda katlanarak büyüyor sevdam biliyorum
Ve artık vatan uğruna can vermekten çekinmiyorum.
Uğruna can verecek vatanım olduğuna şükrediyorum.
Yaşlanıyorsun diyenlere geçiyorum gülerek
Ve ben bir adamı olmuştum bilmeyerek.

Yirmi yaş çağlarındayım
Ve henüz hayatın baharındayım.
İki bin üç yüz metre bilmem ne dağındayım.
Çok şükür, işte bende asker ocağındayım.
Karşılıksız sevmeyi öğrenmiştim geldiğim yerde,
Şimdi “her şey vatan için” dilimde,
“Vatan sana canım feda” yüreğimde.
Yine her kesten çok çıksın sesim istiyorum.
Yüreğimden gelerek, coşarak haykırıyorum.
Her “şehitler ölmez, vatan bölünmez” denildiğinde,
Fırtınalar kopuyor beynimim derinliklerinde.
Anadolu; Hicazdan sonra âşık olduğum tek toprak,
Âşık olduğum vatan, millet, ak ay yıldızlı al bayrak.
Yürüyorum yolumda vatan için ölmeyi kavrayarak.
Yürüyorum davamdan, çizgimden sapmayarak.
Yürüyorum sevdamı artırarak, her gün coşarak.
Mehmetçiğim tek ses, tek nefes, tek bilek, tek yürek
Ve ben bir dava adamı olmuştum bilmeyerek.

22 Şubat 1998 Kütahya
Ahmet Şahin POLAT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir