Amaçsızca…

Ruhuma vurulan zehirli bir kırbaç şakırtısı…
İnsan ne tuhaf!..
Fikrine, ümidine, arzusuna muhalif
Her hangi bir durumda hemen bozulur.
İstemez gerçeklerle yüzleşmeyi…
Yada doğruları inkar eder.
Kabullenmeyi istemez.
Ve bir gece vakti…
Akşamdan kalma aşıklar
Yasemin kokuları taşıyan meltemde,
Üşümemek için birbirlerine sarılıyor.
Gecenin sessizliğini delen iki tonlu ambulans sireni,
Ardından sessizliğin getirdiği huzur.
Başka bir dünyaya açılan hayali bir eşikten geçtim.
Gecenin rehaveti yavaş yavaş bastırıyor.
Bu şehrin geceleri…
Tüm şehirde soğuk ve esrarlı bir hava…
Bazı hatıralar vardır.
Silip atmak istemişimdir, hep başarısız olsamda…
Yanlızlığımla başbaşa her kalışımda,
Bu hatıralar ruhumu ele geçirmeye çalışır.
Dayanamam, direnemem hep onlar başarır.
Yine böyle kasvet yüklü bir gece..
Kendi kendime gerekli komutu veriyorum.
Acı olan hatıralardan arın!..
Her zamanki gibi ruhumda fırtınalar.
Rüzgara dönüşen meltem,
Uğuldayan rüzgara karışan gözyaşlarım,
Ve çoktan unuttuğum çaresiz hıçkırıklarım.
Geçmişimle birlikte gerildiğimi hissediyorum.
Gecede değişim rüzgarları esiyor.
Bir mevsimi başka bir mevsime bırakacak,
Geçmişimin yerini geleceğime taşıyacak,
Zamanı her şeyiyle değiştirecek bi rüzgar.
Yürüdükçe paltom rüzgarla havalanıyor.
Hışıltılarını işitiyorum sessizliği bozan,
Rüzgarın soğuğu iliklerime işliyor.
Her atığım adımda atnı sesi duyuyorum.
Değişim rüzgarları arasında kaybolan ses…
İnancımın ölçüsü katlanabildiğim acılardır.
İnanç için ne kadarına katlanıyorum?
Gecenin sessizliğinde, rüzgarın uğultusunda,
Düşüncelerime çakılan bir çivi…
Bu soğuk havayı ne için çekiyorum?
Gecenin sessizliğini bozan rüzgar bazen kesiliyor.
Şehir bir mezar gibi sessizleşiyor.
Yaşama dair bir kaç belirti var sadece,
Sokakları aydınlatan lambalar,
İşyerlerinin parıldayan renkli ışıkları,
Akşamdan yanan sobaların savurduğu,
Rüzgarla dağılmış duman kokusu…
Başımı göğsüme gömüyorum.
Üşümemek için paltoma sarılıyorum.
Amaçsızca üşümeme son vermek istiyorum.
Ve yine amaçsızca…
Nereye ve ne için yürüdüğümü bilmiyorum.
Ve yine amaçsızca…
Zaman çok hızlı geçiyor.
Şafak hızla söküyor.
Kızıl hareleri sancak tarafında toplanıyor.
Ve dünya hala siyah,
Ve işte bir kez daha sabahı karşılıyorum.
Ve yine amaçsızca…
Ahmet Şahin POLAT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir